Madrid’de Üç Gün

Madrid’de gezilecek yerleri, yapılacak şeyleri ve şehrin en iyi restoranlarını önceki yazılarımızda detaylıca anlatmıştık. Bu yazımızda ise üç gün boyunca Madrid’de neler yapılacağından söz ettik. Madrid’de her yer birbirine çok yakın olduğu için birçok yere yürüyerek gidilebiliyor. Üç günlük bir süre ise tüm şehri gezmek için fazlasıyla yeterli.

BİRİNCİ GÜN

İlk durak Plaza Mayor. Tarihi 17. yüzyıla dayanan bu meydan bizce Madrid’in en güzel yerlerinden. Yılın belirli zamanlarından burada çeşitli etkinlikler ve kutlamalar düzenleniyormuş. Özellikle noel zamanında Madrid’e giderseniz burada kurulan noel pazarlarını mutlaka görmelisiniz.

Plaza Mayor - Madrid

Plaza Mayor’dan sonra sıra Madrid Kraliyet Sarayı ve Almuneda Katedrali‘ni görmekte. Madrid Kraliyet Sarayı hala kraliyet ailesinin resmi rezidansı olarak biliniyor. Ama artık burada yaşamadıkları için saray genellikle resepsiyonlar ve toplantılar için kullanılıyormuş. Sarayın içerisi ise tam bir sanat müzesini andırıyor. 3.000’den fazla odaya sahip sarayda birçok farklı koleksiyon sergilenmekte. Kısacası, Madrid Kraliyet Sarayı’nı sadece dışarıdan görmekle yetinmeyip içerisini de gezmelisiniz. Sarayın hemen yanında bulunan Almuneda Katedrali de Madrid’in en meşhur yapılarından bir tanesi.

Madrid Kraliyet Sarayı - Madrid
Almuenda Katedrali - Madrid

Biraz gezdikten sonra tarihi 1894 yılına dayanan ve Madrid’in en ünlü yerlerinden olan Chocolateria San Gines‘e uğramalısınız. Burası churros isimli tatlısı ile meşhur. Hatta churros’u Madrid’de yiyebileceğiniz en iyi yer der desek, abartmış olmayız.

Chocolateria San Gines - Madrid

Günün geri kalanını Puerta del Sol‘da geçirebilirsiniz. Burası Madrid’in en ünlü ve en hareketli meydanlarından bir tanesi. Real Casa de Correos isimli saat kulesi ve El Oso y El Madroño (Ayı ve Çilek Ağacı) isimli heykel meydanın en dikkat çeken yapılarından. Ayrıca Casa de Correos’un önünde bulunan Sıfır Kilometre Levhası da İspanya’nın merkez noktasını simgelemekte.

Puerto del Sol - Madrid
Puerto del Sol
Puerto del Sol

Madrid’de ilk gün akşam yemeği için önerimiz tabi ki tapas! Madrid’in birçok yerinde çok iyi tapas barlar mevcut. Ama sadece tapas barların bulunduğu Calle de la Cava Baja isimli küçük caddeye de mutlaka uğramalısınız. Özellikle akşam saatlerinde burası çok keyifli oluyor. La Perejila ve Txakolina‘ya gitmenizi öneririz.

Calle de la Cava Baja - Madrid

İKİNCİ GÜN

İkinci günü Madrid’in altın sanat üçgenine ayırdık. Madrid’in üç önemli müzesi olan Prado Müzesi, Thyssen Bornemisza Müzesi ve Kraliçe Sofia Ulusal Sanat Müzesi Madrid altın sanat üçgeni olarak adlandırılıyor.

Gezmeye Prada Müzesi‘nden başlamalısınız. Burası İspanya’nın en büyük ve en önemli sanat müzesi olarak gösterilmekte. Goya, Raphael ve Rubens burada eserleri sergilenen isimlerden sadece birkaçı. Birçok farklı koleksiyona sahip olan Prado Müzesi’ni gezmek ciddi bir süre alıyor. Altın sanat üçgeninin güney ucunda yer alan Kraliçe Sofia Ulusal Sanat Müzesi‘nde ise 20. yüzyıla ait eserler sergilenmekte. Özellikle Pablo Picasso ve Salvador Dali’ye ait eserler buranın en ilgi çeken noktalarından. Kraliçe Sofia Ulusal Sanat Müzesi aynı zamanda dünyanın en büyük ve en önemli modern sanat müzeleri arasında gösterilmekte. Thyssen-Bornemisza Müzesi ise Baron Hans Heinrich Thyssen-Bornemisza’a ait özel koleksiyona ev sahipliği yapmakta. Bu koleksiyon dünyanın en büyük ikinci özel koleksiyonu olarak biliniyor.

Bu üç müzeye sadece birkaç adım uzaklıkta bulunan Retiro Parkı şehrin en sakin yerlerinden. Altın sanat üçgenini gezdikten sonra mutlaka buraya da uğramalısınız. Kalabalık şehrin ortasındaki bu parkın içerisinde 15.000’den fazla ağaç ve bitki çeşidi bulunuyormuş. Parkın girişinde bulunan Puerta de Alcalá isimli anıt ise geçmişte şehrin ana girişi olarak kullanılırmış.

Puerta de Alcalá - Madrid
Retiro Parkı - Madrid
Retiro Parkı
Retiro Parkı

Sırada Madrid’in sembolik yerlerinden olan Cibeles Meydanı ve Cibeles Sarayı‘nı görmek var. Bugün belediye binası kullanılan Cibeles Sarayı’nın içerisini de gezmeniz mümkün.

Cibeles Sarayı - Madrid

Akşam yemeği için önerimiz ise Sobrino de Botin. 1725 yılında açılmış olan bu restoran Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en eski restoranı olarak bilinmekte. Geleneksel İspanyol mutfağının en iyi yemeklerini burada tadabileceğinize emin olabilirsiniz. Gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız.

Sobrino de Botin - Madrid

ÜÇÜNCÜ GÜN

Madrid’de üçüncü günde gezilecek ilk yer Debod Tapınağı. Tarihi M.Ö. 2. yüzyıla dayanan Debod Tapınağı Mısır’da inşa edilmiş. Ancak Aswan Barajı’nın yapımından zarar görmesini önlemek için 1968 yılında Mısır tarafından İspanya’ya bağışlanmış.

Debod Tapınağı - Madrid
Debod Tapınağı

Debod Tapınağı’ndan birkaç dakikada yürüyebileceğiniz Plaza de España Madrid’in önemli meydanlarından bir tanesi. Plaza de España’dan başlayıp Cibeles Meydanı’na uzanan Gran Via ise buranın en ünlü caddesi olarak bilinmekte. España Meydanı’ndan Gran Via’ya yürüyebilir ve günün geri kalanını burada geçirebilirsiniz. Özellikle alışveriş yapmak istiyorsanız uğramanız gereken yer kesinlikle burası.

Gran Via - Madrid
Gran Via

Madrid’den ayrılmadan önce buranın en ünlü yemek pazarı olarak bilinen Mercado de San Miquel‘e uğramalısınız. 1916 yılında açılmış olan Mercado de San Miguel’de yanyana sıralanmış birçok küçük restoranda İspanyol Mutfağı’nın en ünlü yemeklerini tadabilirsiniz.

Mercado de San Miquel - Madrid

Son olarak Atocha Tren İstasyonu‘ndan bahsetmek istiyoruz. Tren istasyonunun içerisinde 260’dan fazla türde bitkinin bulunduğu bir botanik bahçe mevcut. Eğer Madrid’den trenle ayrılacaksanız tren istasyonuna biraz erken gidip bu bölümü de görmenizi öneririz.

Atocha Tren İstasyonu - Madrid

Bir Cevap Yazın